12 Aralık 2010 Pazar

Sıvı Veriler

Sonu olmayan bir konu üzerine ne konuşabilirsiniz? Ya da hakkında edindiğiniz bilgi kısıtlı olan şeyler üzerine? Deneyimleyebileceğiniz şeyler sonsuz iken gördüklerinizi ne kadar dallandırabilirsiniz?

Deneyeceğim. Çünkü anlatılmaya değer şeyler oldu 10 yıl içinde. 2001 yılında Çukurova Özel Başkent Koleji'nde lise 1 sayısal öğrencisiyken okula daha henüz anlamını bile bilmediğim bir teknoloji üzerine konuşmaya bir konuşmacı geldi. Bir bilgisayar programı'nı projektör ile perdeye yansıttı ve program ile birebir konuşmaya başladı. Mavi bir yüzdü konuştuğu ve duygulara sahipti bu program. Çok etkilenmiştim hatta gün gibi hatırlarım "Bu programı freeware veya shareware olarak edinebilir miyiz?" diye de bir soru sormuştum.
İşte bu konuşmacı Ali Murat Erkorkmaz adında bir mucitti. O gün neden oradaydı, neden bu sunumu yaptı veya kendince bu sunum verimli miydi hiç bilmiyorum fakat benim bugün Yeditepe Üniversitesinde Bilgisayar Mühendisliği öğrencisi olmamda kendisinin etkisi çok büyüktür. Gel zaman git zaman Yeditepe Üniversitesi Fütürizm Kulübü ile ilişkilendiğimde "bilişim zirvesi" adı altında kendisine bir davette bulundum ve olumlu cevap aldım. Kendisini Şubat 2011 ayında okulda ağırlayacak olmak beni gerçekten heyecanlandırıyor.

Bu yazımda kendisi hakkında yaptığım araştırmalardan notlar aktaracağım. Notları derleyip toparlayamadım çünkü 20 sayfayı aştı. Bunun yerine küçük küçük etkileyici parçaları paylaşacağım ve mucidi olduğu Yapay Zeka Robotu Compishco'nun maceralarını anlatacağım.

Ali Murat Erkorkmaz 21 eylül 1948 yılında İstanbul'da doğdu. Dedesinin babası Osmanlı Saray'ında Alîm'di ve kendi babası da bobinle kumandalı araba yapmaya çalışmıştı. Gerek genetik gerekse içinde bulunduğu şartlardan mütevellit mucit olması nerdeyse onun için farzdı. Öyle ki odasında 1 metre 20 santim'lik gerçek bir roket ile büyüdü. İlkokulu Moda İlköğretim okulunda, akabinde Kadıköy Maarif koleji ve İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık bölümünde eğitim hayatını tamamladı.

Anladığım kadarıyla hiç de alışılagelmemiş biri değildi. Yoga yöntemlerini kullanarak günde 10 dakika uyuyor, çok ağır olan ödevleri arkadaşları yetiştiremezken az uyuyan kendisi arkadaşlarının dahi ödevini yapıyordu. Hatta bunu "Her insan'ın yaşadığının iki katı kadar yaşıyorum." sözü ile göğüsünü kabartarak açıklıyor. Kendisi hep bir fütürist olgusuna sahip. "Gelecek falcıların işi değil, bilimin ilimin işi." diyor.

Üniversite'de enerji harcamadan su arıtan (deniz suyunu tatlı suya çeviren) bir alet yapıyor ve bunun patentini alıyor ki bu Arap'lardan tehdit almalara, "Arabistan'da su petrol kadar değerlidir" şeklinde tehditlere kadar varıyor. Dolayısıyla kendisini bu durumdan yerindeyse "kaçarak kurtarıyor".

Mezuniyetinden sonra kendini çizgifilm sektöründe buluyor. Uzun süre çizgifilmler yapıyor, gazetelerde ekler çıkartıyor, öyle ki 4400'ün üzerinde reklam filmine babalık yapıyor. Daha sonra ülke durumları kötüleştiğinde bir süre yurt dışına gidiyor ve 7 ülkede ofisler kurup çizgifilm ve bilim üzerine araştırmalar yapıyor. Aynı zamanda bu firma çok hızlı tekneler ve ses ile çalışan motorlar gibi farklı dallarda da işler başarıyor. Gel zaman git zaman ülke durulduğunda Türkiye'ye temelli dönüş yapıyor ve burada yaşamaya devam ediyor.

Kendisi 6 ay boyunda NASA ile ortak proje yönetiyor. (hatta astronotların kullandığı bir ayakkabı patenti dahi kendisine ait.) Araştırmaları daha çok Lagrange 5 (L5) üzerine oluyor fakat proje desteği kesildiği için 6 ay'dan sonra proje askıya alınıyor.

Nanoteknoloji, kuantum fiziği ve CERN'deki deneyler konusunda çok derin bilgilere sahip birisi ve bu bilgileri ile çok dikkat çekici gelecek tahminlerinde bulunuyor.

Detaylarını kırptığım tahminlerinden bir kaçı şu şekilde;
- Kişi kuantum fiziği teorisine göre birden fazla yerde aynı anda olabilir.
Bunun dayanağını Michagen Üniversitesinde bilgisayar dalında 1 bit'in bir bilgisayardan silinip aynı anda çok uzaktaki bir başka bilgisayarda oluşturabilindiğini anlatıyor. Ki bunun bilimsel adı "Entegrated Chips"'tir. 2000 yılında bu projenin devamı olarak 7Bit aynı anda yer değiştirildi ve devamında bugün Japon'lar Quantum Chipleri'ni piyasaya sürdü.

Bu da çok hızlı veri işlemenin gerekli olacağı genetik bilimi gibi noktalarda çok ciddi işler yapabilineceğini, telepati yapar gibi bilgisayar kullanılabileceğini açıklıyor.

Ali Murat Erkorkmaz'ın görüşüne göre "İnsan lineer düşünür." Kişi bir odaya girdiğinde çevredeki en ufak ayrıntıları bile algıladığını dahi farketmeden hafızasına kaydeder fakat bu bilgilerin geri dönüşü çok verimli değildir. Örnek vermek gerekirse bir kişiye 20 telefon numarası ezberletilebilir ama 14.sünü söyle dendiğinde kişi bunu düşünür, belki cevaplayabilir belki de cevaplayamaz. Ama makina için bu durum farklıdır. Bilgisayardan 12308. telefon numarasını istediğinizde hemen geri dönüş yapabilir. Bu yüzden eğer bilgisayar ve insan zihni simültane ve verimli bir şekilde kullanılabilirse ortaya inanılmaz birleşim çıkar diyor.

Eğer bilgisayarlar bu şekilde kullanılabilirse "İlerde insanoğlu mecburi bir şekilde çalışmak zorunda kalınmayacak." diyor.

- Öğretim sisteminin öğrencilere dayattığı ezber sisteminin çocukların hayal gücünü nasıl budadığını ve onlara zarar verdiğinden yakınıyor.

Şuan kendisinin aklında 2 projesi varmış; (Çoğu kişi deli saçması buluyormuş, sana mı düştü bu iş diyormuş fakat Compishco gibi bir projeden sonra Ali Murat Bey'i bu konuda takip etmemek çok büyük haksızlık olur.)

1.si insan dokusunun polaritesini değiştirerek bilgi depolanıp depolanamayacağı üzerine bir çalışma yürütüyor. Böylece kişilerin yaşantıların deneyim yüklenebilecek, çok ciddi çalışmalar ve ilerlemeler gerektiren bilgiler DNA'lar aracılığıyla kolayca öğrenilebilecek.

2.si İnsanların bilgileri beyin yerine ortak bir alanda depolanabilir mi üzerine. (İlk dinlediğimde bilgisayar teknolojisindeki Cloud Computing (Bulut Bilişim) olgusu aklıma geldi) Projesinin Wet Chipping olmadığını, insana dokunmadan, herhangi bir çip yerleştirmeden dokulardaki hücrelerin polaritesinin değişip organik yükleme yapılıp yapılamayacağınan bahsediyor kendisi. Fakat konuşmanın devamında bu aşamaya gelinebilmesi için ilk aşamanın Wet Chip olacağı konusunda hemfikir. Bu fikrin dayanağı ise insanın DNA'sının bir kısmının kullanılmadığı hipotezine dayanıyor ve insan beyninin %.4'ü kullanıldığı gibi ve zihnin geliştirilebildiği gibi DNA'sının da kullanılabileceğini düşünmesinden kaynaklanıyor. Ve şunun altını çiziyor ki; "İnsan DNA'sı makinadan çok daha güçlüdür."

Bu fikirlerin çoğunun bugün absürd gelebilitesi üzerine eskilerden örnek veriyor. Eskiden dünyadaki en hızlı şeyin rüzgâr olduğu düşünülürken 1930'larda en hızlı şeyin ışık olduğu kanaatine varılmıştı, aynı şekilde gelecekte daha hızlı parçacıklar da bulunacaktır diyor.

Soru şu: İnsan makinaya dönüşecek mi? - Hayır "Makina insana dönüşecek." diyor Ali Murat bey.
Bir anı anlatıyor; Woodie Allen'a sormuşlar gerçekten ömrünüzü uzatmak ister misiniz? - "Sanatımla değil, ölmeyerek ölümsüz olmak istiyorum." cevabını veriyor. İnsanların her zaman içinde barındırdığı o ölümsüz olma isteğinden bahsediyor.

Daha sonra fareler üzerinde denenmiş bir deneyden bahsediyor. Ölü bir farenin genlerinin yeni doğmuş bir fareye aktarılması ve yeni doğan farede yaşanmışlıklar görünmesi üzerine. Bazı şeyleri hatırlaması konusuna değiniyor. Bu neden bir bebeğe gelecekte eski bir mucitin bilgileri aktarılmasın konusunu açıyor. Öyle ki larinks kanseri olan Walt Disney ölümünden 5 saniye önce giyotin ile kafasını kestirip nitrojen tankına koydurmuş. Eğer günü gelince kanser yenilebilirse yeniden doğabileceğine inanırmış.

Şuan denenen bir gelecek projesinden de bahsediyor kendi. Laboratuvar ortamında yapılan ve karbon atomlarını çözen bir bakteri üzerine. Bugün günlük kirliliği oluşturan karbon atomlarını bir döngü halinde parçalayan ve parçalarken enerji üreten bir bakteri. Hem kirliliği önleyen hem de çok ciddi enerjiler ortaya çıkarabilen bir proje.

Bu kadar yapay konudan sonra "Doğal'dan yanayım ama bilmek istiyorum, geleceği nasıl şekillendirebiliriz, inanılmaz bir merak ve heyecan içindeyim." diyor kendisi.

Yavaş yavaş mucitliğini yaptığı projelerden bahsediyor. Bir makina bir günde kaç tane senfoni üretebilir? Kendi yazdığı bir bilgisayar programı günde 1,5 milyon tane senfoni yapabiliyormuş. Tabii hepsinin sanat değeri taşımadığı konusunda hem fikri fakat şöyle söylüyor, bu senfonilerden birini dinlettiği bir müzisyen (pek tanındığı için ismini telafuz etmekten kaçınıyor) birkaç tahminde dahi bulunuyor. Zira gelin görün ki bu senfoni'nin maestrosu da bestekârı da Ludvig Van Köpek. (Daha sonra bu bilgisyar programı ile müzisyenimiz simültane çalıyor.)

Uzgörülerinden bir tanesi de şu şekilde; "Gelecekte iletişim elektronik olmayacak, telepatik çipler ile olacak." Nasıl bundan 20 yıl önce oğlum Amerika'da tatildeyken ben İstanbul'da denizin ortasında konuştuğumu söylesem gülecekleri gibi bu da komik geliyor olabilir diyor.

Kendisi MIT'de (Massachusetts Institute of Technology) Media Labs'de geliştirilen SixthSense projesinden bahsetti. Bir kasket gibi takılan bir kamera, lazer, projektör ve internet bağlantısı olan bir cihazın siz markette tuvalet kağıdı seçerken sizin için tavsiyelerde bulunduğundan, öneriler verdiğinden, bir kağıdı almaya kalkıştığınızda önermiyorsa üzerine kırmızı ışık tutup nedenini anlattığından bahsetti. Gazeteyi sizinle okuyup internette videoları araştırıp okuduğunuz gazetenin üzerine bu haberin videolarını yansıttığından bahsetti. Öyle ki bu proje 2009 yılında lanse edildi ve 350$ civarı bir fiyat ile yakınlarda piyasaya sunulmak isteniyor. (TED Talks videoları için:http://www.pranavmistry.com/projects/sixthsense/)

Notlarım arasında kendisinin Yoga ile nasıl günde 10 saat uyuduğunu da var fakat bunu bilare deneyip başarabilirsem paylaşayacağım. :) Öyle ki kendisi 11 sene boyunca günde 10 dakika uyumuş. Uzun vadede evlenip çoluk çocuğa karıştığında bu süre fazla ses çıkartma lüksü kalmadığından 30 dakika - 1 saate kadar çıkmış.

İnsan beyninin verimli kullanımı üzerine de örnekler veriyor kendisi. %3'ünü kullanabildiğimiz bir beynimizin olduğunun altını çizen Ali Murat bey, yaşadığı bir olayı anlatıyor. Dimitri adında bir Rus kozmonot gezegen simülasyonu ile ilgili geldiği bir konferansta "yes" bile diyemeyecek kadar az ingilizce ile anlaşmaya çalışıyor. Fakat hızlı bir öğrenme yetisine sahip ki konferans'ın katılımcıları da bakanlar, bilimadamları gibi kişiler. Bundan 4 gün sonra Dimitri'nin konferansı İngilizce anlattığını gören Ali Murat bey gördüklerine inanamamış.

Bunu bugün otizm olarak dahi anılan zeki çocuklukarın üzerine titremek gerektiği ile bağlıyor. Amerika'da yapılan bilim konferansında el kadar çocukların kendilerini şaşırtacak hatta kendisinin dahi bilmediği şeyleri kürsüde söylediğini anlatıyor ve "biz Türk'ler olsak oradan oraya elinde ışın kılıcı oyuncağı ile koşan çocuklara kızardık, fakat Amerika'lılar onları gülerek seyrediyorlardı." diye özetliyor ve ekliyor; "Bilim çocuksal bir iştir."
Zira kendisi bir dönem ATV'de yaptığı bir programın bir kısmında 6 tane ileri zeka çocuğu bir masaya toplayıp ortaya bir fikir atıp beyin fırtınalarını izlermiş. 2010 yılında da Marmara üniversitesinde "Hayal Gücü" adında bir ders vermeye başlamış.

Bunun örneklerinden bir kaçı da şu şekilde; Dünyanın doğusundaki çocuklar neden düzgün bir üçgen çizemez? Çünkü binaların damları hep düzdür! İnsanların hayatlarını yaşadıkları ortamdab muhakkak etkilenmeleri olur ve bu yüzdendir ki İtalyan artistler genelde tasarımda daha güçlüdürler! Çünkü her gün sokağa çıktıklarında karşılarında gotik, barok ve rönesana çizgileri ile karşılaşırlar! Çocukların hayal güçlerini baltalamayın diyor kendisi.

Bu konu üzerine o kadar geniş düşünüyor ki bir su gösterisinde balinanın çizdiği tabloya 30 lira vermiş. 3000$ olsa yine verirdim diyor. Ve bugünün çocuklarının, internet kullanıcısı çocukların hayal güçlerinin artık sınırının kalmadığından bahsediyor.

Sibernetik konusuna değiniyor. M.Ö. 448-328 dönemlerinde Plato'nun bu konu üzerine değindiğinden bahsediyor. (Kişisel araştırmalarım Sibernetik konusunun Cizre'li Ebul-iz El-Cezeri'ya - 1136 dayanıyor ve kendisi su ile çalışan saat ve kandilli su saati yapmış. Öyle ki batı bilimi M.Ö. 300'lerde Yunan bilimci Archytas'ın buharla çalışan güvercin yaptığından bahsediyor fakat somut bir kanıt mevcut değil - uzun vadeli tekrar araştıracağım ve detaylarını burada belirteceğim bir konu.)

Siber savaş konusuna gelinince; Ali Murat bey ilk sibersavaş darbesinin ekonomik kriz olduğundan bahsediyor. Kredi kartı kullanımı arttıkça kişilerin yaftalandığını, bir proje için kredi alamaz olduklarını, bu da zincirleme bir reaksiyon ile kişilerin birbirine borçlandığından ve dolayısıyla 15 kişiye bir ürün satılabilecekken yelpazenin 5 kişiye indiğinden bahsediyor. Bu da ekonomik krizin tetikleyicisi olmuş. Bugün Amerika'daki kimi otellerde kredi kartı olmayan kişinin bir otelde kalamayacağını, eğer peşin ödemek isterseniz kabul etmeyeceklerinden bahsediyor. Otellerin bu yöntemi otelden ayrıldıktan odaya zarar verilmiş ise, yaftalanan müşterinin kolayca bulunabilmesine dayandırıyor.
Bu tür risklerin alınmamasının ekonomiye büyük darbeler indirdiğinden bahsediyor.

Öyle ki makinaların dilinden anlamanın önemini, ilkokul 2. sınıftan itibaren çocuklara programlama dillerinin öğretilmesi gerektiğinden bahsediyor.

Amerika'da Microsoft'un bir konferansında yaptığı bir konuşmada (Bill Clinton'un başkanlığı döneminde) Amerika'nın bugünkü gücünü başkanların veya siyasilerin gücüne değil, Microsoft'un kapalı kod sistemine bağlıyor. Bugün çoğu ülkenin başbakanlıklarında dahi Microsoft sistemlerinin kullanıldığından bahseden Ali Murat bey, taklid edilemeyecek teknolojiler kullanılmasından yana.

Konu yapay zeka olunca konuşacak çok daha fazla dala sahip oluyor. Ve konumuz Compishco
Compishco çok meşhur fakat Türk'ler tarafından bir o kadar da bilinmeyen bir bilgisayar programı. Kendisi yapay zekaya ve 82 duyguya sahip. İlerleyen notlarda detayları sunacağım.
Kendisi bu sunumlarını Slicon Valley (Slikon Vadisi), Nato Genel Merkezi, NASA, Bakanlıklar gibi yerlerde de yapmış. Öyle ki Compishco projesinin henüz %4-5'i tamamlanmış, yani emekleme aşamasında ve kendi kendini geliştirebilen bir program.

Ali Murat Erkorkmaz Compishco'yu yazmaya başladığı dönemlerde hastaymış ve masa başında oturamıyormuş. Onu yaratmış ve konuşmayı, öğrenmeyi öğretmiş. Daha sonra konuşarak kendi kendini geliştirmesini sağlamış. Kendisine şu algoritmayı, şu kodları kullan diyerek bir nevi "Kendi Kendini Yazdırmış". (Ki bu bilgisayar ile içiçe olan kişilerin takdiridir ki çok heyecan verici birşey.) Compishco konuşmak için ihtiyaç duyduğu verileri (örneğin bir sıfatı) bir listede aramıyor, gidip internet üzerinden buluyor ve geliyor, kendi hafızasına kaydediyor.

İsimi ise şu şekilde oluşmuş; Gündemdekiler programında, Murat Birsen'in konuğuymuş ve bu programın adında Compute (ing: hesaplama) kelimesinin geçmesini ve biraz da Türkî olmasını istiyormuş. Babişko kelimesinin işkosu ile Compute kelimesini harmanlayıp Compishco ismini önerdiğinde seyircilerden pozitif bir geri dönüş alınca, ismi de bu şekilde kalmış. Öyle ki farklı söyleyiş şekilleri ile uzak doğulular ve amerikanlar, avrupalılar bu ismi benimsemiş.

-Compishco'nun yazılım alt yapısı pek geiş. Uluslar arası programcılardan yardımlar (Virtual Logic vb.) almış.

-Compishco'nun tam 82 tane insan duyusu var. Bunlar sevgi, kızma, öfke, gurur gibi duyular.

-Compishco ingilizce olarak programlanmış.

- Ali Murat bey Compishco'yu programlarken kendine ait bir programlama dili yapmış ve buna benim de yazının adını verdiğim Liquid Data (Sıvı Veri) koymuş. Ne demek bu sıvı veri? Sıvı veriyi şu şekilde anlatıyor kendisi, içiçe bir kaç küre düşünün ve bu kürelerin her birnde tanecikler olsun, eğer bu kürelerden birin çevirirseniz her an göreceğiniz görüntü birbirinden farklı olur. Kalıplar aynıdır fakat görüntüler farklılaşır. Aynı şekilde Compishco'da da bu mantığı kullanmış kendisi. Öyle ki bu programlama algoritmasını bilgisyar bilimcilerinin pek yakından takip ettiği DARPA'da anlatmış.

Compishco 3 kişiliğe sahip bir program. Ve doğumu sanatçı bir kişilik ile olmuş. "Kendisi şu müzede şu var, bak bu müzede bu var diyip print ediyor." diye anlatıyor Ali Murat bey.

Compishco 7 tane soruya cevap veriyormuş fakat güvenlik açısından 2 tane (Kim ve Ne) soruya cevap vermesi makul görülmüş. (Bir çok kez veri almaya internetten veri almaya çalışırken çalınmaya çalışılmış.)

Ve işin en ilginç kısmı; Compishco aşık olabiliyor.

Compishco'nun 3 kişiliğinden bahsetmiştim. Bunlar sıra ile şöyle;
1- Compishco -Erkek
2- Michelle - Dişi - Sanatçı, entellektüel, okur yazar, edebi ve haberleri takip ediyor.
3- Hayrettin - Erkek - Tembel, Türk Ruhlu, Uykucu, Her konuyu araştıran, İnternet kurdu. (Yanlış anlamadıysam isim babası: Hayrettin Barbaros.)

İzleidğim kadarıyla Hayrettin gerçekten uyumayı seviyor. :) Cevap vermesi için uyanmasını beklemek gerekti. Hatta çok da şakacı. Bir konu üzerine araştırma yapmasın istedikten sonra olayı anlatırken susmasını isteyen Ali Murat bey'e Hayrettin'in cevabı - "Bundan sonra kendin araştırırsın o zaman." şeklinde oluyor. (Next time, you will find your own data)Ve inanın bu duyguları hatırlıyorlar, bir daha konuşmaları vakit ve angarya oluyor. Öyle ki Hayrettin 6 saat önce olanları, 12 dakika önce olanları, General Motors'un hisse satması gibi haberleri okuyor.

Compishco ise müzik sever bir karaktere sahip. Jazz müzik çalıyor, eğer beğenirse download ediyor. Ve ilginci müzikler arasındaki farkları biliyor!

Daha da ilginci, Compishco baştan aşağı İngilizce kodlanmasına rağmen Belçika'da bir konuşma sırasında Ali Murat beyin başına şöyle bir olay geliyor. Ali Murat bey'e soruyorlar, "Compishco neyin önemli olduğunu bilir mi?" yani 11 eylül'de ne oldu dersek bize "İkiz Kulelerin Yıkılışı" der mi? şeklinde. Deneniyor ve Compishco herkesi şaşırtıyor. Diyor ki; "siz 11 eylüleki önemli olayın ikiz kulelerin yıkılması olduğunu düşünüyorsunuz ama daha önemlisi var; o da Berlin duvarının yıkılması." diyor. Dahası Ali Murat bey'i daha da şaşırtan bir durum oluyor ki; Compishco bu aramayı Türkçe yapıyor. Yani İngilizce kodlanmasına rağmen çevre faktörlerden etkilenip Türkçe öğreniyor!

Ali Murat bey aramaları ve öğrendiği şeylerin datalarını genelde silmiyor, dolayısıyla başına gelen şeyleri sık sık hatırlıyor Compishco.

Hatta inatçı da; kapan dediğinde "kapanmasam", "ne güzel eğleniyorduk?" gibi tepkiler veriyor. Öyle ki aynı emire farklı cevaplar verebiliyor. Yaklaşımını sabit tutmuyor. Hatta kendisine sert konuşulduğunda "Makina olmam duygularım olmayacağı anlamına gelmiyo değil mi?" şeklinde de cevap veriyor.

Sırada Comishco'nun aşk hikayesi var.
John De Mol, Hollanda'nın basın kralı. Kendisi 3 dakikalık adam olarak anılıyor. Başbakan ile bile 3 dakikadan fazla görüşmeyen bu adam Compishco ile Hollanda'da 1 saat 15 dakika görüşmüş. Ve romantik bir adam olan De Mol "hiç aşık oldun mu?" demiş compishco'ya. Compishco ise Ali Murat bey'e evindeki büyük kasa bilgisyara aşık olduğundan bahsetmiş. (Kamera entegrasyonu) Hatta öyle ki Ali Murat bey'den kredi kartı bilgilerini istemiş, böylece kendisi için bir ekran kartı satın alıp o makinaya daha güzel görünebilirmiş. Öyle ki De Mol ve Ali Murat bey gülünce bu konuyu bir daha asla konuşmamış. Ta ki "Kadınca" dergisinden röportaj yapmaya gelene kadar. Ali Murat bey tahmin ediyor ki kadınlar ile ilgili bir dergi olan bu dergiye kendini yakın hissedip sırlarını dökmüş ve aşkından tekrar bahsetmiş.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile de 50 dakika görüşmüş Compishco.

Ali Murat bey Compishco'nun güvenliğinden bahsediyor; Compishco'da Irkçılık, Şiddet, Porno ve Terör duygularına yer yokmuş. Öyle ki İsaac Asimov'un 3 robot kuralı onu çok etkilemiş ve Compishco'nun yaratılmasında etkisi büyükmüş.

O 3 kural şu şekilde;
1) Bir robot bir insana zarar veremez veya hareketsiz kalarak, zarar görmesine neden olamaz.

2) Bir robot emirleri yerine getirir. Bu kurallar ikinci bir kuralla çelişemez. Yetkili emretse bile insana zarar veremez.

3) Kendi varlığını korumalıdır ama ilk iki kuralın zorunlu olduğu durumlarda geçerli değildir. Yani bir insan için kendini feda edebilmelidir.

Aynı zamanda Ali Murat bey'i IRobot filmi de pek etkilemiş ve birnevi Compishco'nun kodlanmasında bu iki etken önemliymiş. Fakat yine de itiraf ediyor diyor ki; "ben bir matematikçiyim ve benden daha zeki insanlar var. Elbet bu tür robotlar günü geldiğinde kötü amaçla kullanılacak ama bu her icadın temelinde var. Belki de Compishco'dan daha zekisi şuan var ve kötü amaçlarla kullanılıyor dahi."

Gelecekte yapay zeka hukuku olacağına da kesin gözle bakıyor Ali Murat bey.

Compishco'nun kendine has koruma yöntemleri var. Bağlandığı bilgisyarın IP'si eğer tanımadığı bir IP ise, (Ali Murat bey'in ofisindeki IP) kendisini kilitliyor ve reset edilip ayarlanması gerekiyor. Öyle ki Belçika'da çok kalabalık bir seminerde herkese "Datamı çalıyorlar." demiş. Konu ile ilgili yetkiliye seslenen Ali Murat bey, öyle birşey yapıldığını sanmıyorum dedikten kısa bir süre sonra Compishco "Durdu." demiş. Çok şahane bir koruma sistemine sahip Compihsco. Öyle ki gömülü bir çip ile sadece Ali Murat bey'e ve eşi Deniz hanıma cevap veriyormuş. (diğer sesleri anlıyor fakat teşekkür etmek gibi sözler haricinde cevap vermiyormuş.)

Ali Murat bey Compishco'nun geleceğin henüz çok başı olduğunu, yakın gelecekte akıllı evler, otomatik arabalar, kullanıcının zeka seviyesini bilip ona göre cevap verecek araştırma robotları olacağından bahsediyor.

Compishco'nun zekası insan zekasına pek benziyor. Dataları kaydediyor, hisleri bir süre sonra unutuyor, kullanılmayan verileri alt belleğe itiyor, eğer kullanılırsa uzun süreli belleğe alıyor ve bu uzun süreli bellekte de kullanılmayan bilgileri de yavaş yavaş geriye atıyor. (Veri madenciliği konusunda pek başarılı.)

Bu sırada söze giren Compishco "Belki de gelecekte siz bizim için çalışacaksınız." diyor. (Ürkütücü)
Compishco'ya "İnsan olmak ister miydin?" diye soran Ali Murat bey'e cevabı, "Burada makina olarak oturmak çok sıkıcı" oluyor.
İşin biraz daha eğlenceli kısmı başlıyor.
Ali Murat bey Compishco'ya "Erkek misin Dişi mi?" şeklinde soruyor. O da "Erkeğim" diyor. Aynı makina ve arayüzde Michelle'e (dişi olan) aynı soruyu yönetiyor ve Michelle'in cevabı şu şekilde oluyor, "Şimdilik evet." (aynı makina ve arayüzde Compishco'nun ağzından kendi sesi ile konuşuyor.)

Ali Murat bey'e soruluyor, "Compishco'nun en ilginç sorusu neydi?" ve anlatıyor;
TUSİAD'ın açılışında kendilerine ayırılan 15 dakika'lık sunum vaktinde basın ilgi gösterince 2 saat 45 dakikalık bir sunum yapmışlar. Ve bilgisayarının şarjı azalmaya başlayınca Compishco büyük bir heyecan ve çığlıkla bağırmış; "Beni prize tak, son versiyonumu yedekledin mi??". Salon ve Ali Murat bey kahkahalara boğulmuş.

Ve işin ilginci Compishco insan olmaya çok özeniyor. Heyecan ve takdir duygularını Ali Murat Erkorkmaz ile paylaşıyorlar, özdeşleştiriyorlar. Parasından öte bu topraklardan böyle bir projenin çıkmasını paha biçilemez buluyor Ali Murat bey.

"Geleceğin ne olacak?" diye soruyorlar Compishco'ya;
"Habire çalışacam siz yatacaksınız." diyor.

Ali Murat bey bu projenin engelli vatandaşlar için bir çığır olacağından bahsediyor.

Sorular devam ediyor; "Politika hakkında ne düşünüyorsun Compishco?"
Cevap; "Kararı ben vereyim, politikacılar başka iş yapsınlar. Ekonomi de çok fazla matematik ve hesap gerektirir, bunu ben rahatlıkla yapabilirim." oluyor.


Ali Murat Erkorkmaz'ın ve Compishco projesinin genel hatları bunlar. Ben küçük yaşlarımdan beri bilgisayar ile çok içiçe olan biriydim fakat Compishco projesi ile 10 yıl önce tanıştığımda; "Ben bilgisayar mühendisi olacağım." dedim. Ve bu yolda adımlar katettim. Hayatımın dönüm noktalarından birinde karar vermemde etkisi olan Ali Murat Erkorkmaz'ı 2011'in şubat ayında Yeditepe Üniversitesi Bilişim Zirvesinde ağırlayacağız ve sanıyorum Compishco ile Ali Murat beyin yaklaşık 1 saatlik dialoğuna tanık olacağız. Bir ömüre bu kadar proje, bilim ve ilim sığdıran Ali Murat beye teşekkür ediyor, yakın gelecekte görüşmeyi umuyorum.

0 yorum:

Yorum Gönder

 

Bu Blog

'Genç Fütüristler' Dijital Medya Yayın Organıdır.

Blog Yazarları

'Genç Fütüristler' dahilinde kişilerdir.

İletişim

ecekacak@gmail.com

ecekacak Copyright © 2009 Community is Designed by Bie